14 Eylül 2009 Pazartesi

Bal Kaçkar lardan



Merhaba,

Kackar Daglarinda insanlarin degil, kralice arinin kontrolunde yapilan yuzde yuz dogal balimizin lezzeti anlatilmaz, tatmaniz lazim! Balimizin goruntusu, rengi, kokusu ve agizda biraktigi tat her bakimdan farkli. Dunyanin en zengin cicek cesitlerinin bulundugu Kackar eteklerinde urettigimiz ve dunyanin en sifali bali olarak bilinen bu yorenin bali, dogrusu bu nitelendirmeleri fazlasiyla hak ediyor.

Bali tamamen en eski geleneklere gore uretiyoruz ve ariya kesinlikle karismiyoruz. Bizim arilar teknik seylerden hic hoslanmiyorlar ve kovanlari ne kadar tenha yerlerde olursa o kadar verimli bal uretiyorlar.

Uretim yerimiz; biyolojik cesitlilik ve dogal kaynak yonetimi projesi kapsaminda Dunya Cevre Birligi'nin koruma altina aldigi Artvin havzasidir.

Balimiz dunyanin en caliskan ,kisa dayanikli ve uzun hortumu sayesinde en derin cicek nektarlarini emebilen kafkas arisi tarafindan uretilmektedir. Hicbir katki maddesi icermeyen yuzde yuz saf bal'dir.

Butik uretim yaparak sadece ozel musterilere bal gonderiyoruz.
'ARI NIN BIR DAMLA BAL YAPABILMESI ICIN , 120 BIN CICEGE KONMASI GEREKIYOR. GERCEK BALIN SIRRI BU MUCIZEDE SAKLI OLSA GEREK. ''

SAYGILARIMIZLA,

Hakkimizda detayli bilgi edinmek ve "Gercek Bal" siparisi vermek icin web sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Gunes Bal

siparis hattimiz: 0 537 766 88 79-0 466 351 55 36

Gunesli organik Tarim

Artvin

zaman ayirdiginiz icin tesekkurler.

mail listemizden cikmak istiyorsaniz lutfen konu basligina "UNSUBSCRIBE"yazarak bu maili cevaplayiniz.


27 Haziran 2008 Cuma

KESTANE BALI **FARKLI BİR TAT**



RENGİ RESİMDEDE GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ OLDUKÇA KOYUDUR.

KESTANE GİBİ KOKAR. TADI DİĞER BALLARA ORANLA BİRAZ DAHA KESKİNDİR. OLDUKÇA YOĞUN VE KESKİN KIVAMLI BİR BAL TÜRÜ OLDUĞU İÇİN GÜNDE BİR TATLI KAŞIĞI YEMEK KAFİDİR.

Kestane Balı kasları kuvvetlendirici, kan dolaşımını düzenleyici, mide ve karaciğer yorgunluğunu giderici, bağışıklık sistemini güçlendirici etki yapar. Kestane Balı solunum ve sindirim sistemlerine olumlu etkiler getirmektedir.
CAM KAVANOZDA GÖNDERİLECEKTİR.

logo



17 Mayıs 2008 Cumartesi

gürgen ağacının arılık olan hali


bütün bu zahmetli işler ayı saldırısı yüzünden ,o ağaca arılar çekilmiş ,çok zahmetli bir iş doğrusu.

16 Mayıs 2008 Cuma

Arıların Bakımı



Kış Bakımı




Kış mevsimiyle birlikte artık arılıktaki faaliyetler sona erer. Arılar kış uykusu düzenine geçerler. Havaların iyice soğuyup arıların uçuşlarının kesildiği andan itibaren artık arılıkta kış şartlarıyla ilgili gerekli önlemleri almak gerekir. Mevsim şartlarından etkilenmemeleri için kovanlar yanyana getirilerek üstleri örtülebilir. Fakat bu örtü kesinlikle kovanın havalanmasını engelleyecek şekilde olmamalıdır. Eğer çevrede propolis kaynakları bolsa arılar giriş deliklerini kendileri daraltırlar. Ama bu yapılmamışsa bir çıta parçasıyla giriş deliğini daraltmak gerekir. Kovan giriş deliğinin yönü sert ve soğuk esen rüzgarların aksi istikamette olmalıdır. Buna dikkat edilmezse arı kovan içindeki gerekli ısıyı sağlayamaz. Kovanların yerden 40-50 cm yükseklikte sehpalar üzerine konması en doğru harekettir. Eğer kovanlar doğrudan toprak üzerindeyse, kış mevsimine girmeden önce bunların yer ile temasını kesmek gerekir. Kovanın üzerine kar yağması herhangi bir probleme yol açmaz. Bilakis kovan soğuğa karşı daha iyi korunur. Ama özellikle çok kar yağdığı günlerde kovan giriş deliklerinin kontrol edilerek açılması gerekir. Kışın dışarıda kar olup havanın da güneşli olduğu günlerde arı girişine havalandırmayı kesmeyecek şekilde bir tahta parçası koyarak, güneş ışıklarının kovan içine girmesi engellenmelidir. Çünkü böyle havalarda güneş ışıklarını gören arılar kovan dışına çıkmaya teşebbüs ederler. Fakat dışarısı karlı olduğu için uçamayıp telef olurlar. Arıların dışarı çıkması engellenemiyorsa kara konup ölmemeleri için arılığın önüne, kül, saman, ot gibi şeyler yayılmalıdır. Eğer kışın arılarda gıda azlığı problemi çıkarsa güneşli bir günde şerbet yerine arı kekiyle beslemek gerekir. Şerbet kısa zamanda ekşiyeceğinden arıların ishal olmasına yol açar.


Sonbahar Bakımı




Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte artık arıları kış düzenine geçirme zamanı yaklaşmış demektir. Sonbaharda alacağımız basit önlemler arı kolonisinin kışı emniyetli bir şekilde geçirmesini sağlar. Sonbaharda güçlü olan bir arı ailesi ilkbahara da güçlü olarak çıkar. Arazideki bal kaynaklarının kesilmesiyle birlikte ana arının yumurtlaması da yavaşlar. Bal hasadıyla birlikte nüfusu azalan arı kolonisi ballıktan kuluçkalığa iner. Sonbaharda yapılması gereken işler sırasıyla şunlardır:


a) Yiyecek durumunun kontrolü. Yaklaşık 15 kg balı olan bir kovan o kışı sönmeden geçirebilir, bu yüzden kışlık bal stoku eksik olan arılara muhakkak diğer kovanlardan aldığımız ballı çerçeveler verilmelidir. Eğer bal var ama henüz petekler sırlanmamışsa, arılara bal şerbeti vererek bu petekleri sırlamaları sağlanmalıdır. Çünkü sırlanmamış petek içindeki bal zamanla ekşir.


b) Arı miktarının kontrolü. Güçlü olan kovan kış şartlarına daha kolay dayanabileceğinden, arı sayısı çok az olan kovanlar birleştirilmelidir. Çok güçlü olmamakla birlikte arı sayısı çok olan kovanlara ise muhakkak teşvik şuruplaması yapılmalıdır. Verilen şurup sayesinde Anaarı yeniden yumurtlamaya başlar ve kovandaki arı sayısı artar. Ayrıca kovan nüfusu gençleştiği için ilkbahar mevsimine daha çok arı kalır. Normalde 7-8 çerçeve arısı olan kovan o kışı rahatlıkla geçirebilir. 5-6 çerçevesi olan kovanlar için teşvik şuruplaması muhakkak yapılmalıdır.


c) Ana arının kontrolü. Ana arının durumu muhakkak kontrol edilerek hastalıklı, yaşlı ya da bir şekilde sakat kalmış ana arılar muhakkak değiştirilmelidir. Bu mevsimde değiştirme imkanı yoksa bu tür kovanlar anası sağlam ama nüfusu az olan kovanlarla birleştirilmelidir. Anası kışın ölen koloni birliğini sağlayamaz ve dağılır.


d) Kovanın fiziki kontrolü. Kovan yapısı kontrol edilerek sonbahardaki şiddetli yağmurlara ya da kış şartlarına karşı oluşabilecek problemler çözülmelidir. Özellikle yağan şiddetli yağmurlar kovanın içine sızması durumunda rutubet ve küf yaparak arının sönmesine neden olur. Problemli olan kovanlar ve kovan kapakları sağlamlaştırılmalıdır. Ayrıca arılıkta kovanların kışı daha emniyetle geçirecekleri önlemler alınmalıdır.


e) Üst örtüsü kontrolü. Kovan üst örtüsünün kovan içindeki fazla rutubeti alacak şekilde olması gerekir. Bunun için petek çerçevelerinin üzerine bez örtülmesi önerilir. Bu bezin üzerine ise kağıt parçaları ve temiz ot demetleri konabilir. Naylon ve plastik şeyler koymak kesinlikle doğru değildir, çünkü bu tür malzemeler kovaniçinin rutubetlenmesine neden olur.


f) Kovan bölme tahtası. Eğer kovan içinde arıların işgal etmediği çerçeveler varsa bunları muhakkak almak gerekir. Daha sonra kovan iç hacmin daraltmak için çerçeveyle boşluk arasına bir bölme tahtası konur. Bölme tahtasının boş kalan tarafına ise ot, bez, kağıt gibi malzemelerden yastık yapılırsa iyi bir izolasyon sağlanmış olur ve arılara ısınmaları konusunda yardım etmiş olunur.


g) Fazla ballar. Kuluçkalıktaki fazla balları almak gerekir. Bir kovanın ortalama bal ihtiyacı 15 kg civarındadır. Yani yaklaşık 5-6 çerçevede balı olan arı kışı rahatlıkla geçirebilir. Bütün çerçeveleri bal ile dolu olan kovandaki arılar ısınma konusunda problemle karşılaşırlar.


h) Yağmacılığa karşı önlemler. Yine sonbahar ayları yağmacılık tehlikesinin olduğu aylardır. Yiyeceği yeterli olmayan arılar diğer kovanlara saldırabilir. Ya da arılık arazide kışlayan ama yeterli yiyeceği toplayamayan harami arıların baskınlarına uğrayabilir. Gerekli önlemleri almak gerekir.


ı) Zararlılara karşı önlemler. Kovanlardaki arı miktarı azaldığı için dışarıdan gelecek hastalık ya da diğer zararlılara karşı kovanın direnci azalır. Sonbahar aylarında buna da dikkat etmek gerekir, arıbiti, güve, sarıca arı gibi zararlıların saldırılarına karşı gerekli önlemleri almak gerekir.
İlkbahar Bakımı



Arıcının amacı büyük bal toplama mevsimine kadar kovandaki arı sayısını mümkün olduğunca çok artırmaktır. Bal toplama mevsiminde bu sayıyı 80.000-100.000 yapabilen arıcı o sene istediği balı alabilir. Bu sayı ne kadar düşük olursa arının getireceği ve depolayacağı bal da o kadar az olur. İlkbaharın ilk günlerinde arıcının alacağı bazı önlemlerin o sene bal verimi üzerinde büyük etkisi olur. Bilinçli bir arıcı ilkbahar muayenesini ihmal etmez ve arılıktaki problemleri baştan çözerek önündeki mevsimde arılarını en verimli şekilde çalıştırır.İlkbaharda arılıkta yapacağımız ilk işlerden biri, kış için aldığımız önlemler arıların uçuşunu engelleyecek şekildeyse bunları kaldırmaktır. Eğer kovanları yanyana yaklaştırıp üstlerini örttüysek, kovan yerleşimlerini gerçek durumlarına getirmek gerekir. Kovan giriş delikleri kapatılmışsa açılmalıdır. Ayrıca kovan uçuş deliklerini tıkayan arı ölüleri temizlenmelidir.




1) İlk bakım ve kovanların dıştan muayenesi

Arılar ilkbaharın sıcak günlerinde özellikle dışkılamak için dışarı çıkma fırsatını kaçırmazlar. Etrafta çiçekler açmaya başladığı zaman artık kovana polen de taşımaya başlarlar. Fakat geceleri soğuk ve gündüzleri de sıcaklık değişken olduğu için havalar 14 derecenin üzerinde ısınıncaya kadar kovanı açmak doğru değildir. Çünkü böyle bir hareket yavruların üşümesine neden olacağı gibi, kovan ısısını düşürdüğü için bal tüketimini de artırır. Ayrıca soğuk havalarda kovan kapağının açılması arıları paniğe sevkeder ve çok hırçınlaştırır. Bu yüzden havalar ısınıncaya kadar kovanı dıştan muayene ederek ve arıların hareketlerine bakarak problemleri tesbit etmek gerekir. Tesbit etmemiz gereken problemler şu şekilde sıralanabilir:


a) Ana arının durumu: Bir kovanın hayatiyetini devam ettirebilmesi için ilkbaharda ana arının var olup olmadığı çok önemlidir. Müsait günlerde arılar hızlı bir şekilde çalışıp kovana polen getiriyorlarsa bu ana arının varlığına işarettir. Arılar polen taşımıyor ve kovanın dış yüzünde geziniyorlarsa ana arı büyük ihtimalle kışın ölmüştür.


b) Besin durumu: Kovan alt tablasında mum kırıntıları görülüyorsa bu arıların aç kaldığının işaretidir. Ayrıca larvalar dışarı atılmaya başlanmışsa bunun sebebi yavruların üşümesi olabileceği gibi, aç kaldıklarının da bir işareti olabilir. Bir kovanın ortalama ağırlığı biliniyorsa, kucağımıza alıp tartarak içindeki bal durumunu tahmin edebiliriz.


c) Kovan mevcudu: İşçi arılar kovana birer ikişer girip çıkıyorlarsa, kovanın arı mevcudu az ve dolayısıyla zayıf sayılır. Ama işçi arıların canlı bir şekilde üçer beşer girip çıkması o kovanın güçlü olduğunu gösterir. Ayrıca akşam arılar yerlerine girdikten sonra, kovana kulağımızı dayayıp bir elimizde tıklatınca güçlü kovanlar çok hızlı tepki verir ve güçlü bir vızıltı çıkarır. Zayıf kovanların vızıltısı ise çok zayıftır.


d) Hastalık durumu: Kovandaki arıların herhangi bir hastalığa yakalanıp yakalanmadığı da uçuşları gözlemlenerek anlaşılabilir. Kovan tablasında normalinden çok fazla arı ölüsü varsa bu bir problemin varlığına işaret eder. Yerlerde kanatsız arılar geziniyorsa varroa hastalığı var demektir. Yerlerde ve uçma tahtası etrafında küçük guruplar varsa ve arılar uçmuyorsa nosema hastalığından şüphelenmelidir. Arılar içeriden kovan uçma tablasına mumya görünüşlü yavru ölüleri taşıyorsa, kireç ya da taş hastalığı vardır. Dışarı çıktıkları ilk birkaç gün arıların ishal olması normaldir. Fakat daha uzunca bir süre uçuç tablası ve arılığın önü kirleniyorsa dizanteriden şüphe edilmelidir. Dıştan muayene esnasında problem tesbit edilen kovanlar işaretlenerek içten muayene esnasında ilk önce bunlara bakılmalıdır.




2) Büyük bakım ve kovanların içten muayenesi

Havalar iyice ısınıp, gündüz ve gece arasındaki sıcaklık farkı azaldığında artık kovanların büyük bakım ve içten muayenesinin zamanı gelmiş demektir. Muayeneye sakin ve güneşli bir günün sabahında başlanır. Muayenede sırasıyla şu işleri yapmak gerekir:


a) Eğer arılar hırçınsa körük yakılır ve usulüne uygun şekilde kovana duman verilir.


b) Kovan çerçeveleri birer birer elden geçirilerek durumları kontrol edilir. Bu kontrol sırasında işçi arı sayısı, yumurta ve larva durumu, bal durumu gözden geçirilir.


c) Küf, arı biti, ishal, petek güvesi gibi hastalıkların olup olmadığı kontrol edilir.


d) Kovanın fiziki yapısı gözden geçirilir. Arıların gelişmesine engel olacak kusurlar varsa kovan muhakkak değiştirilir.


e) Kovan tablası güzelce temizlenir ve dezenfekte edilir.


f) Çerçevelerdeki ve kovan iç yüzeyindeki fazla petek parçaları kesilip toplanır.


g) Ana arının var olup olmadığına ve varsa durumuna bakılır. Kuluçkalıkta 10 çerçeve bulunan bir kovanda 2 çerçeve arı kalmışsa bu aile zayıftır. 3-4 çerçeve arı varsa ve ana arısı yaşlı ve hasta ise bu kovan da zayıftır. Fakat 3-4 çerçeveli kovanın ana arısı kaliteliyse bu arı orta güçtedir. Arılı çerçeve sayısı 4Õten fazla ve ana arısı da çalışkansa bu kovan büyük bal toplama mevsimine kadar kendisini geliştirebilir demektir ve güçlü kovan sayılır.




3) Problemlerin giderilmesi

İlkbahar bakımında tespit edilen problemleri gidermek için muhakkak gerekli önlemler alınmalıdır. Alınacak basit önlemlerin daha sonra bal olarak döneceği asla unutulmamalıdır. Bu önlemler sırasıyla:


a) Kovan mevcudu az ise bu kovan başka bir kovan ile muhakkak birleştirilmelidir. 1 tane güçlü kovan 10 tane zayıf kovandan daha fazla bal üretir. Kovan mevcudu 3-4 çerçeve olmakla birlikte anası çalışkan kovanlara diğer güçlü kovanlardan yavrulu petek takviyesi yapmak gerekir. Güçlü kovanda tespit edilen üzeri bol yavrulu petek yerinden alınır, üzerindeki arılar silkilerek güçlendirilmek istenen kovanın uygun yerine konur.


b) Besin durumu kritik seviyeye inmişse kovanlar muhakkak beslenmelidir. Aslında ana arıyı yumurtlamaya teşvik etmek için kovanlarda bal olması durumunda bile kovana şerbet verilmelidir. Havaların soğuk olduğu ve kovanın açılmasının riskli olduğu günlerde arıları kek ile beslemek doğrudur. Ama havalar ısındıktan sonra şerbet rahatlıkla verilebilir. Arılar çoğunlukla soğuk kış aylarında değil, havaların ısınmaya başladığı ilkbahar aylarında sönerler. Çünkü soğuk günlerde arılar kış uykusundadır ve çok az besin tüketir. Fakat havaların ısınmasıyla arı faaliyete geçer ve besin tüketimi çok yükselir. Arazide bal kaynakları da henüz oluşmadığından bu dönemde besinsiz kalan arı kovanı sönmeye mahkumdur. Eğer kovanda ballı ve üzeri sırlı çerçeveler varsa arıların beslenmesine yardımcı olmaki için bu çerçevelerin sırlarını çizerek yerine koymak gerekir. Kovanda hiç yiyecek kalmamış ve arılar da açlıktan zayıf düşmüşse muhtemelen vereceğimiz şerbeti yiyemeyeceklerdir. Bu gibi durumlarla karşılaşıldığında hemen ılık şerbet yapılır ve arıları çok ıslatmayacak şekilde kovana püskürtülür. Bu işlemle canlanan arılara daha sonra şerbet vererek kovan sönmekten kurtarılır.


c) Kanatları yıpranmış, yaşlanmış, hastalanmış ya da bir nedenden dolayı yumurtlama yeteneği azalmış ana arılar muhakkak yenileriyle değiştirilmelidir.


d) Yavruların üşümemesi için kovan içindeki arılar tarafından işgal edilmemiş çerçevereler çıkarılıp, kovan bölme tahtası konarak kovan içinin hacmi küçültülmelidir. Yine kovan üst örtüsünün yavruların üşümeyeceği şekilde elden geçirilmesi gerekir.


e) Kovanda tespit edilen hastalıklar için gerekli önlemler alınmalıdır. Artık ülkemizde bütün arı hastalıkları ile ilgili ilaçlar bulunmaktadır. Bu ilaçların ruhsatlı olmasına ve yalnızca arılar için üretilmiş olmasına dikkat edilmelidir. Bu dönemde hastalık olmasa bile koruyucu bir takım ilaçlar ve vitaminler de verilebilir.


f) Kuluçkalıktaki erkek arı hücreli petekler çıkarılarak yerlerine dişi gözlü kapartılmış petek ya da hazır petek konulmalıdır.


g) Eğer arılık çevresinde doğal su kaynakları yoksa, arıların su ihtiyaçlarını gidereceği önlemler alınmalıdır. h) Muayeneden sonra problemli olduğu tesbit edilen kovanlar arılık dışına çıkarılarak gerekli bakımları yapılmalıdır. Rutubetlenmiş ve küflenmiş kovanlar güneşe konularak kurutulur. Daha sonra delik, çatlak ya sökülmüş yerleri çakılırak tamir edilir. Kovan içindeki bakteri ve pislik artıkları kazındıktan sonra pürmüz lambası ya da yanan bir ateşin üzerine tutularak dezenfekte edilir. Boya ihtiyacı olan kovan hiç ihmal edilmeden boyanır.




4) Ballık konulması

Arılara gerekli bakım yapıldıktan sonra, ilkbaharın ilerleyen günlerinde arazide bal kaynakları gün geçtikçe çoğalır. Anası çalışkan olan ve problemleri çözülmüş kovanlar hızla gelişmeye başlar. Özellikle bölme tahtası konmuş kovanlar takip edilip, arı sıkışmadan kovan iç hacmini artırmak gerekir. Artık kovanlar 8-9 çerçeve arıya ulaşınca ballık koyma zamanı gelmiştir. Ballık koymak için arıların kuluçkalıkta sıkışmasını beklememek gerekir. Çünkü sıkışan arı kolaylıkla oğul vermeye meyledecektir. Ballık konulması aynı zamanda arının oğula eğilim göstermesini engelleyen önlemlerden birisidir. Kovana ilave verilmeden önce kuluçkalıktaki çerçeveleri tekrar gözden geçirerek varsa ana memelerini temizlemek gerekir. Bu işlemden sonra ballık konur. Ballığa mümkünse 1-2 tane kabartılmış petek konulması uygun olur. Eğer arı yukarı çıkmakta nazlanıyorsa bu kabartılmış peteklere şerbet dökülür. Ayrıca kuluçkalıktan alınacak arılı bir çerçevenin ballığa konulması da arının yukarı çıkmasını teşvik eder. Arılar iyice çoğalıp birinci ilavedeki bütün çerçeveleri kabartarak bal koymaya başladıklarında artık ikinci ballığı koyma zamanı da gelmiştir. İkinci ballık genellikle birinci ballıkla kuluçkalık arasına konulur. İkinci ballığı koyma esnasında da kuluçkalığı iyice gözden geçirerek varsa ana memelerini keserek kovanın oğul eğilimini engellemek gerekir.
Yaz Bakımıİlkbahar bitip yaz aylarına girildiğinde artık büyük bal toplama mevsimi de başlamış olur. Bal toplama mevsiminin başladığı arıların kovana girişlerinden belli olur. Polen taşıyan arıların dışında vücut hatları daha irice ve sanki birşeyler ıslanmış gibi rengi koyulaşmış olan arılar bal özü taşıyan arılardır. Ayrıca kovan girişi önünde çok sayıda işçi arı arkaları kovana dönük şekilde kanat çırparlar. Bunun amacı kovana getirilen taze balın suyunu uçurmaktır.Kovan kapağı açıldığı zaman artık arıların eskisi kadar hırçın olmadıkları görülür ve kovan içinden taze balın kokusu duyulur. Çıtaların üst kısımlarının beyaz petekle kabartıldığı görülür. Ballıktan bir çerçeve çekilirse artık balın sırlanmaya başladığı tesbit edilir. Yaz ayında arıcı kovanların içindeki bal durumunu izleyip gerekli müdahaleleri yapmalıdır. Eğer mevsim çok elverişli ve gelen bal çoksa, bal sağımına hemen başlanılmalıdır. Petek gözlerinin en az üçte ikisi kapanmış petekler hiç bekletilmeden sağılarak boş petekler yerine konmalıdır. Bu mevsimde arıları güneşten ve sıcaktan korumak gerekir. Fazla güneşe maruz kalan arılarda miskinlik ve uyuşukluk görülür. Kovaniçi sıcaklığın 37 dereceden yukarıya çıktığı durumlarda arılar çalışmayı bırakır. Bütün güçlerini kovanın soğutulması için vantilasyon yapmaya harcarlar. Ayrıca yüksek sıcaktan kovan içindeki petekler eğilir yamulur. Kovanları sıcaktan korumak için üzerlerine çardak yapılabilir ya da ot, dal parçaları konulabilir. Bu ayda eğer etraftaki su kaynakları yeterli gelmiyorsa arılıkta muhakkak sulama tertibatı bulunmalıdır. Arılar çok yüklü ve yorgun geldikleri zaman genelde kovan uçma tablasına konamayarak yere düşerler. Bal toplama mevsiminde mümkün olduğunda bu uçuş tablasının genişletilmesi gerekir. Yine bu mevsimde kovanların önünü kapayacak kadar büyüyen yabani otlar temizlenmeli arılara rahat uçuş imkanı sağlanmalıdır. Yaz mevsiminin sonlarına doğru artık arazideki bal kaynakları kesilir. Arıların bal getirme işlemi azalmaya başlayınca bal hasadı zamanı gelmiş demektir. Bal hasadı usulüne uygun bir şekilde yapılır. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken en önemli husus arıların yağmacılık yapmasına müsade etmemektir. Bal hasadından sonra çerçevelerin temizlenmesi için kovanlara verilme işi kesinlikle gündüz yapılmamalıdır. Bal hasadı esnasında arılık içinde yerlere bal dökülmemesine dikkat etmelidir. Arıları beslenmek gerekiyorsa bu iş yine akşam yapılmalı ve kovan dışına hiçbirşekilde şerbet bulaştırmamalıdır. Yaz sonunda özellikle sarıca arılara karşı gerekli tedbirler alınmalıdır. Bu dönemde sarıca arılar arılıklara saldırarak, onların depoladıkları bala ortak olmaya çalışırlar. Ayrıca bir şekilde arazide kendine yuva yapmış kaçak oğullar eğer kış için gerekli balı toplayamadılarsa, arılıklara saldırarak yağmalamaya çalışırlar. Bunlara harami arılar denir. Bununla ilgili önlemler de alınmalıdır.

ARICILIKTA ALTIN KURALLAR



1-Çok siyahlaşmış petekleri kovandan alınız.
2-Peteklerin ¾ ü sırlanmadan bal hasadı yapmayınız.
3-Çok katlı kovanları incelemek oldukça yorucudur,şayet böyle bir kovanı ana arı
sı olup olmadığı anlamak için üst kata temel petek koyarak kabartıp kabartmadığı
görmeliyiz şayet kabartıyorlarsa kovanın anası var demektir.
4-Bazı sebeplerden dolayı anasını değiştireceğimiz kovanı bir iki saat içinde o
kovana ana vermek lazım aksi halde anayı öldürürler.
5-Polen ve arısütünün faydaları anlatmakla bitmez hiçbir yan etkisi yoktur.
6-Devamlı olarak fenni kovanlarda aracılık yapınız.
7-Arı çeşitli nedenlerden dolayı size vurmak istediğinde kesinlikle el kol hareketi
yapmayıp durunuz ve gözlerinizi kapayınız.O kendiliğinden vazgeçip gidecektir.
8-Polen alacağınız arılardan polen tuzağını anası yeni oluşmuş veya oluşmakta
olan kovanların önüne yerleştirmeyiniz.(Kurmayınız)Çünkü ana çiftleşme uçuşuna
çıktığında dönüşte polen tuzağına takılabilir.
9-Mum güvesi daima zayıf kovanları tercih eder.Kovanlarımızı daima kuvvetli
tutunuz.
10-Varroa ve diğer arı düşmanlarına karşı zamanında tedbir alınız.
11-Kışın arıları rahatsız etmeyin,Kış salkımını bozabilirsiniz.
12-Yağmacılığa karşı zamanında tedbir alınız etrafa bal bulaşığı atmayınız.
13-Kovana şurup verirken etrafa sıçratmayınız.
14-Arıların yanına giderken kesinlikle parfüm,esans vs kokular sürmeyiniz.Renkli
elbiseler giymeyiniz.Arı bilhassa kırmızıyı hiç sevmez.
15-Kovanlara bakarken daima kovan kartı tutunuz.
16-Daha verimli bir yıl geçirmeniz için daima seyyar arıcılık yapınız.
17-Bal,arısütü ve poleni serin ve rutubetsiz yerde saklayınız.
18-Petekleri saklarken serin ve karanlık bir yerde saklayınız.
19-Kristalleşmiş bal kalitesiz bal değildir.Kaliteli bal belli bir zamandan sonra donar
ve kristalleşir.
20-Kovanları kontrol ederken yalancı ana olup olmadığına dikkat edeniz.Yalancı
ana petek gözlerine birden fazla yumurta bırakır.
21-Arıların yerini hazırlamadan önce o bölgede 3km yarıçaplı dairenin tam
ortasına konaklamalıyız.Çünkü arı en iyi çalışması 3km dir daha da uzağa gider
ama aldığı balın yarısını yolda tüketir.
22-Arıcılıkta petek çok önemlidir 3-4 yıllık petekler deforme olmuştur gözlerin
büyük bir kısmı kullanılamaz hale gelmiştir.Bu gibi petekleri kovandan çıkartıp
mum yapılmalıdır.
23-Kıştan çıkmış arılarda bazen çeşitli nedenlerden dolayı anasız kalmış kovanlar
vardır bu gibi kovanları kesinlikle ana yaptırmaya kalkmayınız çünkü o zamanda
erkek arı olmadığından döllenemez ve sizi aldatır.Kovanınız zaman içinde sönmeye
yüz tutar.
24Kışın kasalara koyduğumuz petekleri ayda bir kontrol ediniz fare mum güvesi vs
gibi zararlılar peteklerimize zarar verebilirler tedbir olarak 15 günde kapalı mekan
içinde 500grm kükürt yakınız ve yazında arılara vereceğimiz zaman güzelce
havalandırmamız lazım.
25-Yazın kovanların önünde erkek arı ölüleri görülüyorsa o kovanın oğul arzusu
sönmüş demektir.Ayrıca kışa girerken de bu işlemi yaparlar.(Erkek arılar
döllemekten başka bir işe yaramazlar hazırcıdırlar)
26-Yeni ana arı yaptıracağımız kovanları kesinlikle kurcalamayınız.Çünkü arılar
anayı kıskanıp öldürebilirler.(7-10 gün o kovanı rahatsız etmeyiniz.)
27-Arılarınızı mümkün mertebe gölge yerlere koyunuz veya gölgelik yapınız.
28-Arılara şurup vereceğimiz zaman kesinlikle kaynatmayınız .Kaynatılmış şurup
arıların sindirim sistemlerini bozar.
29-Arıları kışa sokarken daima kuvvetli tutunuz .Kuvvetli arı az bal tüketir.ona
göre tedbirli olunuz.
30-Zayıf kovana mutlaka bölme tahtası koyunuz.Boş olan yerlere uygun şeyler
doldurunuz.
31-Kovana yeni ana verdikten sonra bir hafta on gün kesinlikle rahatsız etmeyiniz.
32-Arılarımızı nakil ederken boş olan yerleri çerçevelerle doldurunuz nakil
esnasında sarsıntıdan sağa sola dağılmasınlar.Veya en son çerçeveyi çivileyiniz.
33-Ballarımızı soğuk hava depolarına veya buzdolabına koymayınız.
34-Ana arının iyi yumurtlayıp arılarımızın güçlenmesi için bal mevsimi açılmadan
iki posta yavru çıkması ve üçüncü postanın da kuluçkaya yatması için 42 gün
önceden teşvik şurubu verilmesine dikkat etmeliyi ki değmeyin arıcının keyfine.
35-Erkek arılar oluşmadan ana değişimine kesinlikle geçmeyiniz...
36-Kışın arıların yerlerini değiştirmeyiniz sallamayınız çünkü kış salkımı bozulabilir.
37-Kışın arılığımızı güneş alabilecek yerlerde kışlatınız.Nem arı için çok tehlikelidir.
38-Bal hasadını doğada bal özü tükenmeden yapınız.
39-Nakillerde arıların yavru gözlerini tamamen kapamadan nakil işine
girmeyiniz.Açık gözdeki yavrular nakillerde ölmektedir.
40-Kristalleşmiş balı çözdürmek için doğrudan ateşe tutmayınız
41-Balı koyacağımız kaplar mutlaka laklı ve kalaylı olmasına dikkat ediniz.
42-Çam balı aldığımız bölgede,ana arıyı teşvik amaçlı mutlaka kek veriniz
43-Çam balı arıyı bitirdiğinden o bölgede bir aydan fazla kalmamalıyız.
44-Arılarımızı kışın sıcak tutmak için arının tavanını nem geçirmeyecek
izocam,bez,kağıt gibi malzemeler kullanmalıyız.
45-Zayıf kovanlarımızda mutlaka bölme tahtası bulundurunuz.
46-Nemli bölgelerde kovanların deliklerini fazla kapatmayınız.
47-Yazın uçuş deliklerini arıların gücüne göre acınız.Bal zamanı tamamen acınız.
48-İlkbahar ve sonbahar da uçuş deliklerini arıların kuvvetine göre ayarlayınız.
49-Varroaya karşı mutlaka mücadele yapınız.Bilhassa yavrusuz dönemde ilaçlama
iyi sonuç verir.
50-İlkbaharda olduğu gibi sonbaharda da mutlaka arıya teşvik amaçlı şurup
veriniz.
51-Kışa girmeden önce zayıf arılarımız mutlaka birleştiriniz.
52-Arılığımızda mutlaka su bulunmasına dikkat ediniz.
53-Kovanlarda kontrol esnasında fazla açık tutmayınız yavru üşür veya yağmacılığa
sebep olabilir.
54-Arıları yağmacılığa alışmamaları için açıkta petek bal bulaşığı bırakmayınız.
55-Arılarımızı gündüz saatlerinde nakil etmeyiniz.
ARICILIKTA GEVŞEKLİK,TEMBELLİK İHMAL VE BUGÜNÜN İŞİNİ YARINA
BIRAKMAK GİBİ BİR ŞEY OLMAMALIDIR.

ARICILIĞA BAŞLIYORUM.. ÖNCE PROBLEMLERİ Bİ ÖĞRENELİM DEDİM..

ORGANİK VADİ DEN BİR GÖRÜNÜM( Hopa Güneşli Köyü)

ARICILIĞIN PROBLEMLERİ



Ülkemizde arıcılık maalesef uygulanan devlet politikalarıyla değil, bu işe gönül vermiş insanların fedakar gayretleriyle bu noktaya gelmiştir. Arıcılığa başlamak isteyenler ilk adımı attıkları andan itibaren bu problemleri de yaşamaya başlarlar.
Arıcılık yapmak isteyenlerin karşılaşacağı problemleri genel olarak şöyle sıralayabiliriz:



1) Türkçe kaynak problemi: Maalesef bu konuda yazılmış 5-6 kitap ve birkaç broşürden fazlasını aramak hüsran olacaktır. Bu kitapların çoğu da 20-30 sene evvel yazılmış kitapların tekrar basımlarıdır.



2) Danışacak kurum problemi: Arıcılığa karar veren bir kişinin hemen her problemini danışıp sağlıklı cevap alabileceği kurumlar maalesef belli merkezlerin dışında kısıtlıdır. Alacağı cevaplar da kendi sorusuna özel cevaplar olmaktan çok, genel problemler için üretilmiş cevaplardır. O yüzden arıcı için en önemli bilgi kaynağı bu işi yapan ve kendisinden daha tecrübeli başka bir arıcıdır.



3)Standart Problemi: Ülkemizde bir çok konuda olduğu gibi arıcılık konusunda da standartlar konmamıştır, ya da konulmuş olan standartlara riayet edilmemektedir. Örneğin, ülkemizde en çok kullanılan Langsroth tipi kovanın dünyadaki standart ölçüleri bellidir. Ama nedense ülkemizde her firmanın ürettiği kovan birbirine uymaz. Hatta aynı firmadan değişik yıllarda alınan kovanlar da bile uyum problemleri yaşanır. Eğer bu konuda hassasiyet göstermezseniz 3-5 yıl içinde arılığınızda birbiriyle uyumsuz değişik tipte kovanlara sahip olursunuz. Kimisinin çerçevesi oturmaz, kimisinin ballığı birbirine uymaz.



4) Pazarlama Problemi: Son yıllarda denetimsizce yurtdışından ülkemize giren ucuz ballar yüzünden, hilesiz bal üreten arıcılar ballarını hakkıyla pazarlayamamaktadırlar. Aradaki fiyat farkından dolayı tüketici haklı olarak ucuz olan balları tercih etmektedir. Bu da işini layıkıyla yapan arıcı açısından haksız rekabete yol açmaktadır.
Bal ve balmumu genelde iç piyasada tüketildiği için sonuçta bir şekilde pazarlanabilmektedir. Ama diğer arı ürünleri konusunda problemler yaşanmaktadır. Son dönemlerde çok değerli olduğu söylenen ama ne hikmetse tüketiciden ucuza alınan polen, arı sütü gibi ürünlerden de para kazanılmaya başlanmıştır. Ama her arıcılık kitabında çok değerli olduğu yazılan prepolisi kendi değerinde satabilecek bir yer halihazırda yoktur.



5) Hastalıklarla mücadele problemi: Arı hastalıklarıyla mücadele yöntemleri tam olarak bilinemediği için zaman zaman yanlış uygulamalar yapılmaktadır. Özellikle arı hastalıklarının teşhisi tam olarak konulamadığı durumlarda bilinçsiz ilaç kullanımı gündeme gelmektedir. Yanlış zamanda ve yanlış şekilde uygulandığı için ülkemizde üretilen ballarda bazen ilaç kalıntılarına rastlanmaktadır. Özellikle yurtdışına ihraç edilen ballarda bu tür kalıntılara rastlandığı için ballarımızın geri gönderildiği haberleri zaman zaman medyada çıkmaktadır.



Arıcılığa Nasıl Başlanır?


Arıcılığa başlamadan önce muhakkak gerekli araştırmaları yapıp, bu konu ile ilgili temel teorik bilgileri öğrenmek gerekir. Bu bilgileri kitaplardan, dergilerden, internet ortamından ya da ilgili kurumların yayınlarından edinebiliriz.
Arıcılığa başlayanları başarısızlığa sürükleyen en büyük faktör, kulaktan dolma bilgilere itibar etmeleridir. Bu yüzden çevremizde başarılı bir şekilde modern arıcılık yapan kişilerle tanışıp gerekli başlangıç bilgilerini öğrenmek en sağlıklı yoldur. Özellikle geleneksel olarak atadan dededen kalma usullerle arıcılık yapan, ki kovanları modern bile olsa, arıcılığı belli bir aşamadan öteye geçirememiş kişilerin söylediklerini çok dikkate almamak gerekir.
Başarılı olmak isteyen arıcı sürekli araştırmalı ve arıcılıkla ilgili yeni yeni oluşturulmuş teknikleri öğrenmeye çalışmalıdır. Sabırlı olan ve kendini sürekli geliştiren bir arıcının başarılı olmaması için hiçbir sebep yoktur.
Arıcılığa pratik olarak satın aldığımız boş bir kovana oğul koydurarak, arazide bulduğumuz sahipsiz bir arıyı alarak ya da arılı bir kovanı satın alarak başlayabiliriz.
Ama en iyi başlama yöntemi, arısı güçlü, anası genç bir kovan alarak başlamaktır. Hatta alacağımız kovanlar standartlara uygun, ve içindeki arının cinsi de belli olursa, bu en iyi başlama yöntemidir.
Arıcılığa en fazla 3 kovanla başlamalı, tekniklerini öğrendikten sonra kovan sayısını zamanla çoğaltmalıdır.
Arıcının ilk öğrenmesi gereken şey hiç kuşkusuz arılığa girerken dikkat edilmesi gereken kurallardır. Arıcılığı emniyet içinde yapabilmek için özellikle arıları kızdıran davranışların neler olduğunu bilmek ve önlemlerini almak gerekir.
İkinci öğrenilmesi gereken şey, arı kovanının açılması ve çerçevelerin kontrol edilme yöntemleridir. Arıcı bir çerçeveye baktığında, hangi hücrenin yavru, hangisinin bal, hangisinin polen içerdiğini anlayabilmelidir.
Bu arada dişi arı, erkek arı ve ana arıyı ilk bakışta tanıyabilme becerisi kazanılmalıdır.
Zaman içinde kovan içindeki çeşitli problemlerin neler olabileceği ve bunların önlenmesi yöntemleri öğrenilmelidir.
Arıları gerektiğinde besleme ve dönem sonunda ürünleri hasat edip, arılığa kışlatma pozisyonuna getirme yöntemleri de zaman içinde öğrenilmesi gereken konulardır.


Arıcılıkta Verimli Olmanın Yöntemleri


Her işte olduğu gibi arıcılıkta da yüksek verim elde etmek için dikkat edilmesi gereken hassas püf noktaları vardır.
1) Arılık yerinin seçimi: Arılık yerini baştan doğru olarak seçmek daha sonra bizi bir çok zahmetten kurtarır. Çünkü arıların faal olduğu bir mevsimde bu yanlışlığı düzeltme imkanı yoktur. Arılık yeri bal kaynaklarına mümkün olduğu kadar yakın seçilmelidir. Fabrika, yol kenarı, kimyasal kirleticiler, çöplük gibi olumsuz çevre şartlarından uzakta olmalıdır. Arılık hava şartlarına karşı korunaklı olmalıdır, doğrudan rüzgara maruz kalmamalıdır. Kovanlar sabah güneşini alacak, ama öğle güneşinden korunacak şekilde yerleştirilmelidir. Yakında su kaynağı yoksa arıların su ihtiyacını giderecek önlemler muhakkak alınmalıdır.

2) Arının cinsi: Sahip olduğumuz arının cinsi yüksek verim almamızı etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. Bu yüzden mümkün olduğu kadar çalışkan, iyi huylu, doğurgan ve kolayca oğul'a meyletmeyen bir cinsle çalışmalıdır. Yapılan denemelerde aynı arılıkta farklı cinsteki arıların getirdiği bal miktarında 3 misli farklar görülmüştür. Arılığa yakın çevrede nitelikli arı cinslerinin satın alınabileceği kuruluşlar yoksa, en iyi yöntem arıcının kendi arılarını ıslah etmesidir. Bunun için arılıkta verimli ve üstün niteliklere sahip olan koloniler belirlenerek, bu kovanlardan elde edilen anaarılar diğer kolonilere verilir. Özellikleri itibariyle memnun olunmayan kovanların erkek arıları imha edilerek anaarıyı döllemelerine izin verilmez. Olumsuz genetik özelliğe sahip arıların çoğalmasına izin verilmediği için, arıcı 2-3 yıl içinde bütün kovanlarında üstün nitelikli kolonilere sahip olur.
3) Genç ana arı: Kovanını sürekli olarak güçlü tutmak isteyen arıcı, genç bir ana arı ile çalışmak zorundadır. Bir ana arının en verimli olduğu süre 2 yıldır. 2 yaşını doldurmuş bir ana çeşitli yöntemler kullanılarak değiştirilmelidir. Çünkü yaşlı bir anaarının yumurtlama yeteneği azalmıştır bu yüzden kovan yeteri kadar güçlenemez. Ayrıca yaşlı anaarılar oğul çıkarmaya daha fazla eğilimlidirler.
4) Oğul çıkartmamak: Arazide nektarın çok olduğu mevsimlerde arı kolonisi hızla çoğalır ve oğul çıkarma eğilimine girer. 2-3 hatta bazen altıya kadar oğul çıktığı olur. Her oğul çıkışı kolonideki işçi sayısının ve kovana getirilen bal miktarının azalması demektir. Arı kolonisinin en çok bal toplayabileceği mevsimde oğul'a çalışması yıllık bal verimini çok düşürür. Hatta bazen çıkan oğullar kendilerine yetecek balı toplayamadıkları için onları ayrıca beslemek gerekir. Onun için bal veriminin yüksek olmasını isteyen arıcı, kolonilerin oğul çıkarmasını engellemek ya da kontrollü oğul'a izin vermek zorundadır.
5) Kovanların fenni ve standartlara uygun olması: Bu da verimi etkileyen faktörlerden birisidir. Çünkü standart kovanlar yılların tecrübeleri sonucunda geliştirilmişlerdir. Arı kolonisinin en iyi şekilde çoğalıp, en iyi şekilde bal toplayabileceği şekilde dizayn edilmişlerdir. O yüzden kovan ve çerçevelerin ölçü standartlarına kesinlikle uyulmalıdır. Ayrıca çerçevelere suni petek takılması ihmal edilmemelidir. 1 kilo petek yapabilmek için bir koloni 10 günlük bir çalışma süresi harcamak zorundadır. Bu da bal depolama işinin aksatılması anlamına gelir.



Apiterapi



Apiterapi arı ürünleri ile yapılan tedavi yöntemlerine verilen genel bir isimdir. Son yıllarda özellikle Çin başta olmak üzere bütün dünyada gelişmeye başlamıştır. Hastalıkları yalnızca arı ürünleriyle tedavi eden klinikler ve apiterapi merkezleri gitgide yaygınlaşmaktadır.
Bal başta olmak üzere arı ürünleri zaten yüzyıllardır halk arasında birçok hastalığın tedavi edilmesi amacıyla kullanılagelmektedir. Son dönemlerde arı ürünleri ile yapılan tedavi amaçlı uygulamalar, bilimsel araştırmaların sonuçlarına dayanarak, apiterapi adı altında tıp dünyasında da genel kabul görmeye başlamıştır.
Ülkemizde henüz apiterapi merkezleri oluşturulup bu konu ile ilgili bilimsel çalışmalara başlanmamıştır. Fakat ülkemiz çok zengin ekolojik kaynaklara sahip olduğu için, bal ve diğer arı ürünleri konusunda büyük bir potansiyel taşımaktadır. Önümüzdeki yıllarda bu ürünler ve insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda ciddi çalışmalar yapılıp, gerekli yatırımların gerçekleştirileceğine inanıyoruz.
Hiç kuşkusuz insan sağlığını ilgilendiren konularda bu konunun uzmanlarına danışmak gerekir. Ama aşağıda yalnızca arı ürünlerinin faydalarının anlaşılıp öneminin kavranabilmesi için, bal, polen, arı zehir'i, arı sütü ve propolisin insan sağlığına olan etkileri kısaca maddeler halinde anlatılmıştır.



BAL
En çok bilinen arı ürünü olan bal, insanlar tarafından temel olarak besin maddesi, enerji kaynağı ve çeşitli hastalıkların tedavisi amacıyla kullanılır.
Balın mide ve bağırsaklar üzerine olan iyileştirici etkisi yüzyıllardan beri bilinmektedir.
Bal yara ve yanıkların tedavisinde başarıyla kullanılabilir. Yara ve yanıkların tedavisinde kullanılan krem ve antibiyotiklerin, yara izi ve yara kabuğu gibi olumsuz etkileri bulunmakta, bal kullanılmasıyla bu olumsuz etkiler görülmemektedir. Yanıklara karşı kullanılan silver sulfadiazine yerine bal kullanımıyla iyileşme daha kısa bir süre içinde gerçekleşmektedir.
Bal kronik sindirim sistemi hastalıklarından özellikle peptik ülser ve hazımsızlığa, duodenal ülsere, çocuklarda ise bakteriyel gastroenteritis'e karşı etkili bir şekilde tedavi amacıyla kullanılmaktadır.
Bal anti bakteriyel özelliği ile ağız, boğaz ve bronş enfeksiyonlarına karşı kullanılmaktadır.
Tıbbi bitki ekstraktlarıyla beslenen bal arısı kolonilerinden elde edilen ballar, larenjite, üst solunum yolları enfeksiyonlarına, kronik ülser ve yaralara karşı kullanılır.
Klinik araştırmalarda ise gözde, katarakt hastalığına, konjiktivit ve çeşitli kornea rahatsızlıklarına karşı, direkt gözün içine uygulanarak kullanıldığı bildirilmektedir.
Balın şeker hastaları için uygun olduğu bilinir ancak bal yüksek şeker içeriğine sahiptir. Bununla birlikte şeker hastaları için şekerli bir üründen daha iyidir. Eşit kaloriye sahip diğer gıdalarla bal karşılaştırıldığında balın daha az ünsilin içerdiği ancak tüketildikten kısa bir süre sonra kandaki şeker oranının aynı veya biraz daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bal ve aynı miktarda sukroz tüketimi karşılaştırıldığında kan şeker oranının bal tüketimiyle daha düşük olduğu ortaya çıkmıştır.
Balın ayrıca, böbrek fonksiyonlarını düzenleyici, uykusuzluğu giderici, ateş düşürücü etkileri bulunmakta, kalp, dolaşım sistemi hastalıkları, karaciğer rahatsızlıklarına karşı kullanılmaktadır. Nekahet durumundaki hastalara %20-40 ballı su solüsyonu enjekte edildikten sonra genel durumun iyileştiği bildirilmiştir.



POLEN



Polen insan beslenmesi için çok büyük öneme sahiptir. Büyümeyi hızlandırıcı, yorgunluğu giderici, kansızlığı önleyici, metabolizmayı düzenleyici etkileri bulunur.
Polen besin değeri bakımından, diğer tarımsal ürünlerle karşılaştırılmış ve domates, kabak, fasulye, elma, ekmek ve ete göre daha fazla oranda protein, demir, vitamin, riboflavin, niacin içerdiği belirlenmiştir.
Polen, polen alerjisi olan kişilerin tedavisine yardımcı olarak kullanılır.
Tıpta ayrıca prostat hastalıklarının tedavisinde kullanıldığı belirtilmektedir.
Polenin insan ve hayvanları X ışınlarının zararlı etkilerinden koruduğuna dair bazı bilimsel çalışmalar da bulunmaktadır.
Fareler üzerinde yapılan bir çalışmada polenin, karaciğer hastalıklarına karşı iyileştirici bir etkiye sahip olduğu bildirilmiştir. Fareler üzerinde yapılan bir başka çalışmada polenle beslenmenin gebelik döneminde vücut ağırlığında artış sağladığı, toplam protein ve albüminde yükselmenin olduğu ve polenle beslenmeyenlere göre fetüste ölüm oranın daha düşük olduğu belirlenmiştir.



ARI ZEHİR'İ
Avrupa'da uzun yıllardır arı zehir'i, eklem rahatsızlıklarında, özellikle romatizma hastalıklarda kullanılmaktadır.
Arı zehir'i ayrıca gribal enfeksiyonlara ve ortopedik hastalıklara karşı kullanılmakta, iltihap kurutucu ve analjezik (ağrı kesici) etkileri bulunmaktadır.
Amerikan Apiterapi Birliği, günümüzde mafsal iltihabi (arterit), doku sertleşmesi, deri veremi, yaşlılarda görülen deri sertleşmesi, kronik yorgunluk sendromu, yara izi, deri kanseri, ekzema gibi hastalıkların tedavisinin arı zehir'i ile yapıldığını bildirmiştir.
Arı zehir'i temel olarak immünolojide, alerjik hastalıkların tedavisinde, romatizmal hastalıklarda, gut hastalığında, sclerosisÕde (doku sertleşmesi), ayrıca scleroderma (yaşlılarda görülen deri sertleşmesi) ve astımı kapsayan çeşitli immünolojik hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.
Bunların yanında, arı zehir'i, epilepsiye, birçok arthritis çeşitlerine, bazı kanser çeşitlerine, boğaz enfeksiyonlarına, migrene, kolesterole, sinüzite, kansere, ülsere, astıma karşı tedavi amacıyla kullanılmaktadır.



ARI SÜTÜ
Dinçlik, zindelik sağladığı, hücre yenilemesine katkıda bulunduğu düşüncesi nedeniyle, insanlar tarafından yaygın olarak tüketilir.
Arı sütü en fazla bronş astımı, damar sertliği, mide ve bağırsak hastalıkları, romatizma gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Bunların yanında yüksek tansiyonu önleyici, böbrek ve idrar yolu rahatsızlıklarını düzenleyici özelliği vardır.
Arı sütü zihinsel ve bedensel yorgunluklara, ciltteki kırışıklık ve sivilcelere karşı da etkili bir şekilde kullanılır.
Arı sütünün kandaki kolesterol, toplam lipid, fosfolipit, trigliserid seviyelerini düşürücü, tansiyon düzenleyici, damar genişletici aktivesi bulunmaktadır.
Insülin benzeri peptidleri içermesi nedeniyle hipoglisemik (kan şekerini düşürücü) ve immünolojik etkisi vardır.
Bunların yanı sıra cilt ve saç hastalıklarında tedavi edici, cinsel fonksiyonları düzenleyici, hücre onarıcı ve gençleştirici etkileri bulunmaktadır.
Son yıllarda yapılan klinik çalışmalarda ise kemoterapi ve radyoterapi uygulanan lösemili çocuklarda arı sütünün canlı ağırlık artışıyla birlikte kandaki beyaz küre, nötrofil ve lenfositlerin artmasına neden olduğu saptanmıştır.



PROPOLİS
Propolisin, insan tüberküloz basilini de kapsayan gram pozitif basilluslara karşı antibakteriyel etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır.
Propolis spreylerinin solunum yoluyla alındığında romatizmaya ve astıma iyi geldiği, gut hastalığının tedavisinde ve sinirleri yatıştırmada kullanıldığı bildirilmiştir.
Bunların yanında propolisin beyin cerrahisinde kanamayı engellediği, yine %2'lik propolisin genel olarak merhemlerin anti bakteriyel etkilerini artırdığı bildirilmektedir.
Propolisin anti diyabetik aktivitesi bulunmakta, ayrıca kapilleri güçlendirmekte, doku yenilenmesini sağlamakta, habis tümör hücrelerinin gelişimini engellemektedir.
Propolis doku yenileyici, bakterisid ve fungusid özelliği ile kozmetikte çeşitli kremlerin yapımında kullanılmaktadır.
Kronik vajinitis, serviks uterinin lezyonları gibi dişi genital sistemin önemli patojenlerinin tedavisinde propolis sprey veya merhemleri lokal olarak kullanılmaktadır. Propolisin anestezik etkisinin de bulunduğu, bu etkinin propolisin içinde bulunan esansiyel yağlardan kaynaklandığı bildirilmektedir.
Genel olarak tıpta kardiyovasküler ve dolaşım sistemi hastalıklarında, dermatolojide, doku yenilenmesi, ülser, ekzema, yara ve yaralara karşı, kanser tedavisinde, immun sistem ve sindirim sistemi hastalıklarında tedavi edici olarak, karaciğer rahatsızlıklarına karşı ise koruyucu olarak kullanılmaktadır.
Ayrıca propolisin anti imflamator özelliğinin olduğu, dermatitlere karşı anti bakteriyel krem olarak kullanıldığı ve doku yenileme özelliğine sahip olduğu bildirilmektedir.